Tekil mesaj gösterimi
Alt 01 Eylül 2023, 23:42   #1
Çevrimdışı
Zeze
Zeze - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcıların profil bilgileri ziyaretçilere gizlidir.
Standart Türkiye’de Tarihin Dönemlendirilmesi Çalışmaları

Türkiye’de Tarihin Dönemlendirilmesi Çalışmaları



Osmanlı döneminde Hayrullah Efendi, Ahmed Cevdet Paşa ve Süleyman Hüsnü Paşa modern anlamda çağ tasnifi yapan ilk önemli isimlerdir. Dönemlendirmelerini yaparken İslam dinine ait hadiseleri kullanmışlardır. Ahmed Cevdet Paşa, direkt olarak Hz. Muhammed’in peygamberliğini merkeze yerleştirerek çağ taksimini yapmıştır. Kullanıma geçmemiş olsa da Osmanlı Devleti dünya genelinde kullanılan Avrupa merkezli sistemin dışında kendine ait bir dönemlendirmeye sahiptir.

Modern Türk tarihçileri ise günümüzde kullanılan Avrupa merkezci sistemi eleştirmişlerdir. Dönemlendirme hakkındaki en önemli çalışma İbrahim Kafesoğlu’na aittir. Avrupa merkezci sistem hakkında İbrahim Kafesoğlu, ihtiva ettiği gerçeklik payını başka ülkeler ve diğer milletler için de geçerli saymak imkansız gibidir. Çünkü, Avrupa dışında kalan kavim ve milletlerin tarihi gelişmelerini aynı çerçeve içinde mütalaa etmek, Asya ve Afrika milletlerinin mazilerini böyle bir kalıba sokmak kabil olmamaktadır. Nihal Atsız da bu çağ taksiminin bütün insanlığa göre değil, bir kıta veya bir kısım milletlere göre olduğunu belirtmiştir. Bu konu hakkında diğer bir yorum da Zeki Velidi Togan’a aittir. Togan, “Asya, Amerika ve Afrika’daki büyük medeniyetlerin tarihi cihan tarihi çerçevesine girdikten sonra bu taksimatların gayri ilmi olduğu anlaşılmış, başka taksimat yapılması lüzumu daima söylenmiştir.” yorumunda bulunmuştur.

Yukarıdaki çalışma ve yorumlardan da anlıyoruz ki; Josques Le Goff’un da dediği gibi “Tarihin değerlendirilmesi asla yansız ve masum bir edim değildir.” Yani günümüzde dünya genelinde Avrupa merkezli bir sistemin kullanılması, dönemlendirmenin göreceli bir durum olmadığının bir kanıtı değildir. Ayrıca kendi içinde dahi çelişkilere sahip olan ve tarih boyunca Avrupalı tarihçiler de dahil olmak üzere eleştirilen bu sistemin kullanımında ısrar edilmemelidir. Hatta bu sistemin değiştirilmesi özellikle de tarih ilerledikçe daha elzem bir hale gelmektedir.

Tarih boyunca tarihi sürecin bu şekilde dönemlendirilip çağlara ayrılması, tarihin bir ve sürekli olarak görülmediğinin bir kanıtıdır. Ayrıca olayların başlangıç ve sonlarının kesin ve belirli tarihi hadiselerle gösterilmesi Fernand Braudel’in 20. yüzyılda ortaya attığı “longue durée” kavramının da kabul görmediğini kanıtlar niteliktedir.




To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


“ Kimseyle hiçbir konuda yarış halinde değilim.
Kimseden akıllı, kimseden güzel, kimseden iyi olma gibi bir iddiam yok.
Kimse için 'EN' değilim, 'DAHA' değilim.
Bu devasa iddiasızlığın bana verdiği özgürlüğün hastasıyım. ”


To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
  Alıntı