Tekil mesaj gösterimi
Alt 07 Kasım 2023, 10:57   #1
Çevrimiçi
Zeze
Zeze - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcıların profil bilgileri ziyaretçilere gizlidir.
Standart Halid Ziya Uşaklıgil | Mai ve Siyah Kitap Tanıtımı

Halid Ziya Uşaklıgil | Mai ve Siyah Kitap Tanıtımı



Mai ve Siyah, Türk edebiyatının ilk modern romanı, Halit Ziya Uşaklıgil`in zamanının ötesine geçen başyapıtıdır.

Mir’at-ı Şuun’un imtiyaz sahibi olan Hüseyin Baha Efendi ziyafet verir. Ahmed Cemil yemek sofrasında dalgın bir şekilde sigarasını içer. Raci ve Said kendi aralarında eski şiiri savunurken Ahmed Cemil’in yeni şiiri savunan en yakın arkadaşı Hüseyin Nazmi hakkında atıp tutarlar. Ahmed Cemil suskunluğunu sona erdirerek Raci ile sakince tartışmaya başlar. Kindar ve kıskanç olan Raci bu tartışma sonrası kızarıp bozarır ve Ahmed Cemil’e daha fazla kin tutar. Ahmed Cemil’de Raci’ye karşı nefret duyar.

Ahmed Cemil izin isteyerek masadan kalkar ve kalktığı anda ruhu rahatlar. İnsanlardan uzakta bir yere giderek manzarayı izlemeye başlar. Manzara ile birlikte çalınan Waldteufel’in ünlü valsi onu gevşeterek hayallere daldırır. “Bakınız, işte gözlerinin önünde gördüğü bu şeyler; başının üzerine açılan bu gökyüzünde, yazın şu sıcak gecesine özgü bir buğuyla örtülü sanılan bu mailikler içinde titriyormuş, dalgalanıyormuş gibi görünen bütün bu yıldız alayları, bunlar bir bârân-ı elmas değil mi?” (Uşaklıgil, 2016: 33).

Mir’at-ı Şuun’a girmeden önce başından çok şeyler geçmiştir. Ahmed Cemil’in babası ailesine çok iyi bakan bir avukattır. Avukat olmasına rağmen edebiyata ilgi duymaktadır. Ahmed Cemil ile en iyi arkadaşı Hüseyin Nazmi, okulu bitirip ünlü bir edebiyatçı olmayı hayal ederler.

Fakat Ahmed Cemil’in babasının vefatıyla okulu ikinci plana atarak ailesine bakmaya başlar. Hem sevdiği işi yapmak istemesi hem de ailesini geçindirmekte zorlanan Ahmed Cemil, bu sorumluklar altında ezilmeye başlar. Ama içinde hala umut ve hayali yaşamaya devam etmektedir.

Kitapçılara çeviri yapar ve çok az bir para alır. Sıkıntıları bir süre devam ettikten sonra Mir’at-ı Şuun gazetesinde çalışmaya başlar. İş arkadaşı Ali Şekib sayesinde özel ders verir. Geçim sıkıntıları yavaş yavaş çözülmüştür ve Ahmed Cemil annesinin ve kız kardeşi İkbal’in mutlu olmasını gördüğünde çok mutlu olur. Ahmed Cemil, özel ders, gazetede ve okulu aynı anda sürdürdüğü için çok bitkin düşer. Eskiden kahkahanın eksik olmadığı sofraya bile oturacak hali kalmamıştır.

Bir gün matbaaya bir kadın gelerek Raci’yi sorar ve günlerce eve gelmediğini söyler. Bunun üzerine Ahmed Cemil ve Şevki Efendi, Raci’yi bulmak için Beyoğlu’ndaki eğlence mekânına girer. Raci’yi orada perişan halde görürler. Mekânda çalışan sevgilisini başka erkeklerin masasında görmek Raci’yi kahreder. Ahmed Cemil ise evde bekleyen Raci’nin karısına üzülür.

Bir gün Hüseyin Nazmi, Ahmed Cemil’e not göndererek onu köşküne çağırır. Ahmed Cemil ziyarete köşklerine gider ve Lamia’nın piyano çalışından etkilenir ve ona karşı duygular beslemeye başlar. Bu duyguları Lamia’ya açamaz çünkü aralarında maddi farklılıklar vardır. Kendisi bu duygulara düşmüş iken kız kardeşi İkbal’in evlenme çağı gelmiştir bunu kabullenmek istemeyen Ahmed Cemil İkbal’e soğuk davranmaya başlar.

İkbal’e matbaanın müdürü Tevfik Bey’in oğlunu önerirler. Bu konu hakkında içinde huzursuzluk olur Ahmed Cemil’in ve bu evliliğin olmamasını içten içe ister. Fakat İkbal evlenmek istediğini belli eder bunun üzerine Ahmed Cemil, Vehbi Bey ile evlenmesine müsaade eder. Sofralarında başka bir insanın olmasını kaldıramayan Ahmed Cemil hep suskun durur.

Kardeşinin mutsuz olduğunu fark edemez. Vehbi Bey evde içki içmeye başlar ve evin hizmetçisi olan Seher’e sarkıntılık eder. Vehbi Bey’in babası Tevfik Bey bir gece felç geçirir ve Vehbi Bey matbaa yönetimini devralır. Bu devalımdan sonra matbaada huzur kalmaz, Ali Şekib işten kovulur ve kendine kâğıt dükkânı açar.

Vehbi Bey, Ahmed Cemil’i kandırarak matbaaya makine aldırmıştır ve borçları Ahmed Cemil’e kalmıştır. Tüm bu olumsuzlukların arasında Ahmed Cemil’e hayal kurduran tek bir olay vardır o da Lamia’ya olan aşkı. Bu aşk Ahmed Cemil’in bitirdiği şiir kitabının Hüseyin Nazmi’nin evinde bir yemekle okunurken Lamia’nın bu şiirleri gizlice dinlemesiyle büyür.

Bu güzel olay ardından eve gidince tüm mutluluğu bozulur. Vehbi Bey’in eve çok az sıklıkla uğradığını, sürekli sarhoş olduğunu ve başka kadınlarla ilişkisi olduğunu öğrenir. Vehbi Bey çıkan bir yazı yüzünden başyazarlığı Ahmed Cemil’den alır bunun üzerine ikisi tartışır. Bir akşam İkbal ve Vehbi Bey çok büyük kavga ederler ve İkbal’e vurur. İkbal yere düşer ve Vehbi Bey evden koşarak kaçar. İkbal aldığı darbe yüzünden vefat eder.

Ahmed Cemil, İkbal’in ölümü üzerine toparlamaz, eski neşesi kaybolur ve güzel yüzü solar. Hüseyin Nazmi, Ahmed Cemil’i aldığı terfi için köşküne vedalaşmaya çağırır. Köşke geldiğinde Lamia’yı görünce gözleri ışıldar ve son umut ışıkları canlanmaya başlar. Bu uzun sürmez, Lamia’ya talip çıktığını ve evleneceğini öğrenir. Bunun üzerine Ahmed Cemil’in umutlarını simgeleyen mai siyaha dönmüştür. Annesi ve Seher ile bu kötülük şehrinden uzaklaşır.

Ahmed Cemil’in umutlarının ölmesiyle roman son bulur.




To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


“ Kimseyle hiçbir konuda yarış halinde değilim.
Kimseden akıllı, kimseden güzel, kimseden iyi olma gibi bir iddiam yok.
Kimse için 'EN' değilim, 'DAHA' değilim.
Bu devasa iddiasızlığın bana verdiği özgürlüğün hastasıyım. ”


To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
  Alıntı